 |
|
ABD resesyonla flörtteyken, Türkiye neden çoşuyor?
|
AKP'nin kapatılmamasına sevindim.Partiyi kapattıracak şartlar oluşmamıştı ve tepki dalgası olabilirdi.Dünyada bir resesyon havası eserken iktidar boşluğunun faturasının kime kesileceği de belli değildi.Dünya ABD'ye odaklanmışken bu ülkenin gidişatı dünya ekonomisini etkilemeye devam ediyor.Süpergüç konumu dolayısıyla para basarak balonları finanse etmesi sonucu dünya dolar kusuyor.Buna rağmen sıkıntılar devam ediyor.ABD'deki resesyon tabiri Türkiye'dekinden çok farklı.Bizde kurları baskı altına alarak borç ödemesi yapmak(enflasyonla mücadele başlığı altında) başarı olarak sunulurken orada işssizlik,şirket karları,Amerikan çıkarları gibi başka etkenlerde görülüyor.
Geçen hafta içinde açıklanan veriler ve yapılan açıklamalar, ABD ekonomisinin yaşadığı sıkıntıyı bir resesyona girmeden atlatacağını iddia edenlerin haklı çıkmak için acele etmemeleri gerektiğini bir kez daha gösterdi. Hafta içinde açıklanan yeni verilere göre:
- ABD ekonomisinin bu yılın ikinci çeyreğindeki büyüme hızı ilk tahminlere göre % 1.9 olarak gerçekleşti. Oysa piyasalar büyümenin % 2.3 olarak gerçekleşmesini bekliyordu.
- ABD’nin ikinci çeyrekteki büyümesi tamamen ihracata dönük sektörlerin katkısıyla gerçekleşti. Bu katkı olmasaydı, ekonomide büyüme değil küçülme yaşanacaktı.
- ABD ekonomisinin bu yılın ilk çeyreğindeki büyüme hızı da % 0.9 olarak revize edildi. Daha önce yapılan tahmine göre ilk çeyrekteki büyüme % 1.0 olarak açıklanmıştı.
- Geçen yılın son çeyreği için yapılan revizyon ise ABD ekonomisini 2007’nin son çeyreğinde % 0.2 küçüldüğünü ortaya koydu. Oysa önceki tahminde ABD ekonomisinin 2007’nin son çeyreğinde % 0.6 büyüdüğü belirtilmişti. Böylece kısa bir resesyonun yaşandığı 2001’den beri ilk kez ABD ekonomisi bir çeyrekte küçülme yaşamış oldu.
- İşini kaybedenlerin sayısı, kötümser tahminlerin altında kalmakla birlikte temmuzda da arttı ve işsizlik oranı % 5.7’ye yükseldi.
Bu veriler ABD’nin resesyonla flört ettiğini gösteriyor ama ABD’de ekonominin resesyona girip girmediğini belirleme yetkisi National Bureau of Economic Research (NBER) adlı kuruluşa verilmiş durumda. NBER, “ekonomik aktivitede belli bir süre devam eden ciddi bir düşüş” olduğuna kanaat getirince, ekonominin resesyona girdiğine karar veriyor. Bu koşulların yerine gelmesi için gerekli süre ise 6 ila 18 ay arasında değişebiliyor. 2001’de olduğu gibi kısa süren resesyonlarda NBER açıklamasını ancak resesyon bittikten sonra yapabiliyor.
NBER’in resesyonla ilgili kararı verecek olan komitesinin Wall Street Journal’a açıklama yapan üyeleri, ekonominin genel büyümesini ölçen GSYİH rakamının yanı sıra istihdama, ücret ve gelir artışlarına, sınai üretime, toptan ve perakende satışlara ve daha birçok göstergeye bakarak resesyonla ilgili kararı verdiklerini, bu nedenle kısa sürede bir açıklama beklenmemesi gerektiğini belirtiyorlar. (WSJ, 28 Temmuz 2008)
Türkiye'de ise Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) kapatılması istemiyle açılan davanın kapatma kararıyla sonuçlanmaması, yurtdışında, piyasalarda ve herhalde Türkiye’nin önemli bir bölümünde belirgin bir rahatlamaya yol açtı. AKP’nin kapatılması nedeniyle büyük bir düş kırıklığına uğrayanlar da vardı kuşkusuz ama, partinin kapatılması halinde doğabilecek kargaşa onların bile bazılarını kaygılandırıyordu.
İngiliz ve Amerikan gazetelerinin adeta söz birliği etmişçesine attıkları başlıklara göre “Türkiye uçurumun eşiğinden dönmüştü”, “siyasi kaos son anda önlenmişti” ve “demokrasi kurtulmuştu”. Son haftalarda kendilerini “kapatılmama” kararına hazırlayan finansal piyasalar umdukları kararın çıkmasını Türkiye’ye yatırım yaparak kutladılar ve borsa yükseldi, döviz ucuzladı, faizler geriledi.
Beklenti yağmuru ne getirir?
AKP’nin kapanma tehdidini atlatıp şu an için “yola devam” vizesini alması, hükümetin bir beklenti yağmuruyla karşı karşıya kalmasına yol açtı. Hemen her kesim hükümetten beklentilerini dile getirdi. İşte gazete manşetlerine yansıyanlardan bazıları:
- “AB: İşbaşı zamanı” (Milliyet)
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: “Şimdi yeniden işe koyulma zamanı” (Y.Şafak)
- MÜSİAD Başkanı Vardan: “Yeni Anayasa’ya öncelik verilmeli.” (Y.Şafak)
- “Ekonomi reform takvimi bekliyor” (Dünya)
- “Dava bitti, sıra IMF’ye geldi.” (Dünya)
- Anadolu iş dünyası: “Belirsizlik ortadan kalktı, yeni nesil reformlar acilen hayata geçirilsin.” (Dünya)
Bu beklentiler iyi güzel de ne kadar gerçekçi acaba? Geçen yılın 22 Temmuz’u ile kapatma davasının gündeme geldiği bu yılın 14 Mart’ı arasında AKP hükümetinin bu konulara öncelik vermesini kim engelledi? AKP’nin bunlara eğilmesini önleyen şey kapatma davası mıydı? Şimdi kapanmaktan kurtulmuş olması, AKP’nin yeni bir yaklaşımla farklı önceliklere yönelmesini sağlayabilecek mi acaba?
Mert TOKER |
Tarih
: 8/3/2008 |
|
Tüm
Makaleler |
|
|
|
|
 |
|
|