 |
|
Küresellesme Sürecinde Küçük Firmalar, Küçük Ülkeler
|
Bence önümüzdeki yillarda çokuluslu sirketler, küçükleri ve birbirlerini satin ala ala, o denli büyüyecekler ve kendilerini koruyan kurallar olusturacaklar ki, onlarla rekabet edebilecek yeni sirketlerin olusmasi, gittikçe güçlesecek. Ne üretiyorsa dünya için üreten firmalarin ayakta kalacagi bir yapilanmada Türk sermayesinin iki seçenegi vardir. Ya bulundugu sektörlerde birleserek veya kendi gücü (Güncel örnekler vermek gerekirse Koç Grubu bile bazi sektörlerden çikip global, rekabette ayakta kalabilecegi sektörlerde odaklanmaktadir.Ya da Citibank-Akbank örnegi verilebilir. ) ile ayakta kalacak ya da o sektörden çikmak zorunda kalacak.
Uluslararasi sermayenin inanilmaz gücü ve serbestlesen dünya ekonomisinde Türkiye’ nin AB ve Asya arasinda sikisip kalmasinin çok önemli bir tehdit oldugundan geçen makalemde bahsetmistim.Bu yazimda küresellesme sürecinin etkilerinden bahsetmek istiyorum.
önümüzdeki yillarda çokuluslu sirketler gelismis veya azgelismis sayilan tüm ekonomileri ciddi biçimde yönlendirecek.. Giderek, ülke ve dünya siyaseti de, çokuluslu sirketlerden etkilenecek.
Benim için, globalizmin günlük hayattaki en sikici yani, mal çesidinin azalacak olmasidir.Üretim büyük çapta, çokuluslu dev sirketlerin eline geçtigi ve üretim maliyetlerinin çok düsecegi ve bu sirketleri koruyan sistemler kurulacagi düsünülürse, bu sirketler disinda mal üretilmesinin ve piyasada kalabilmesinin güçlügü anlasilir.
Kültür çesitliliginin gittikçe azalacak olmasi ayri bir sorundur. Artacak olan ulasim olanaklari ve sinirlarin ortadan kalkmasi olgusuyla birlikte, kültür baskentleri giderek kültürsüz insanlarla dolacak.
Büyük sehirler tasradan gelenler ve yabancilar tarafindan isgal edilirken, bu sehirlerin yerlileri sehirlerini taniyamaz olacak ve kendi sehirlerinde kendilerini yabanci gibi hissedecekler.
Globallesen dünyada, milliyetçilik asindirilmaya çalisilacak. Toplumsal baski yüzünden, hâlâ Fransiz mali otomobil kullanmak zorunda kalan Fransizlar, kaçinilmaz olarak bu huylarindan vazgeçecekler. Milliyetçiligi ile taninan Almanlar bile AB gibi bir yapilanmayi olasi kilmak için milliyetçiliklerinden önemli ölçüde fedakarlik yaptilar. Avrupa Birligi gibi, öncesinde ekonomik amaçla olusturulan topluluklar gittikçe siyasilesip bu sayede çokuluslu sirketlerin çikarlarini korur hale gelecek ve milliyetçi duygularin yok edilmesini saglayacaklar.
Peki bu birliklere giremeyen gelismekte olan ülkelere ne olacak?
Bu birliklere giremeyen devletler ise, mümkün oldugunca küçük devletçiklere bölünüp söz dinleyen toplumlar haline getirilecekler. Adi demokrasi olsa bile, özgürlüklerin çok sinirli olacagi bir dünya bizi bekliyor.
Bu süreçte Türkiye’nin AB alternatifi birliklere yönelmesi ve bunun altyapi çalismalarini baslatmasi sarttir. Türkiye önemli bir esiktedir. Önümüzdeki yillarda Türkiye ya büyük bir ülke ya küçük bir ülke olacaktir. Degisen dünyada, güçleri birbirine karsi kullanma konusunda manevra kabiliyetinin azaldigi bir dönemde orta büyüklükte bir güç olarak uzunca bir süre kalmasi artik mümkün degil.AB tarafindan yari yolda birakilma riskine sahip ülkemizin akilci stratejik birliklere yönelmesi mümkündür. Türk-Avrupa Günlügü ve Bir Yol Daha Var adli eserlerimde AB gücünü dengeleyebilecek birlikteliklerin neden basarilabilir oldugu konusundaki degerlendirmelerim geçerliligini korumaktadir. Mert TOKER |
Tarih
: 30.10.2006 |
|
Tüm
Makaleler |
|
|
|
|
 |
|
|