 |
|
Kerkük Konusunda Saygin ve Sözüne Inanilir Olmak Gerekiyor.
|
Sn. Basbakan Kerkük konusunda nihayet kendinden beklenen çikisini yapti. Mit uyarisindan önce bu çikis yapilsaydi daha sik olurdu.Ancak Kuzey Iraktaki muhataplarimizdan asiret lideri Barzani Türkiye Cumhuriyeti Basbakanin uyarisini küstahça yanitladi. Kuskusuz Barzani'nin ve yandaslarinin güvendigi bir veya birkaç dis güç var.Ancak sadece arkalarindaki güce güvenerek bu küstahligi yaptiklarini sanmiyorum. AKP iktidarinin uluslararasi camiadaki sayginlik kaybi muhataplarimizi cesaretlendiriyor.
Sn. Basbakan Kerkük konusunda sözde uyarilar yapiyor.Ancak asiret lideri Barzani bile Türkiye’nin zaaflarini çok iyi biliyoruz,siz içislerimize karisirsaniz bizde karisiriz deme cesaretini bulabiliyor.Görünen o ki dis dünyada ülkemizi yönetenlerin inanilirligi ve sayginligi azalmis durumda.
Hafizamizi biraz tazeledigimiz zaman ilginç uluslararasi iliksiler aglari ortaya çikiyor.Türk Disisleri by-pass edilerek bir danisman bir basbakan için ABD’li muhataplarina bu adami kullanin diyebiliyor.Hazine kagitlarini yabancilara vergisiz kendi vatandaslarimiza stopaj kesintisi ile veriyoruz.AKP iktidari, Danimarka’da polis kontrolüne ugrayan ve uçaga hemen atlayip dönmeyen devlet bakani bir bas müzakereciyi bünyesinde bulundurabiliyor. Kuzey Kibris konusunda Sn. Cumhurbaskanini ve Türk ordusunu bilgilendirmeyip yabanci muhataplari bilgilendiren ve vaatlerde bulunan bir hükümet K.Irak konusunda ne kadar ciddiye alinir?
Gece yarisi sularinda oldu biteye getirilen Tüpras operasyonundan yabanci vakiflarin arazi alimlarina kadar ulusal güvenlige gölge düsüren icraatlarin sorumlulugunu tasiyan bir iktidara Türkiye ilk defa sahit oldu.
AKP iktidarinin icraatlari Barzani'ye bile cesaret veriyor,K.Irak asiret lideri ‘blöf yapiyorsunuz operasyon yapacak haliniz yok’ demeye getiriyor.
Öte yandan bazi yazarlarimiz Güneydogu sorununu israrla Kürt sorunu diye adlandiriyorlar. Bence bu ülkede yasayan herkesin sorunu olan bölgesel sorunlarimizda Kürt asiret liderlerine cesaret veriyor olabilir. Kuzey Iraktaki devletlerinin kurulus asamasinda Türk basbakanina dil uzatabilen bir anlayis, güçlendiginde Türkiye’nin güneydogu bölgesi ile ilgili olarak ne yapacaktir?
Yumusak karnimiz:Ekonomi
Içerdeki tasarruflarimiz yetersiz oldugu için disa olan sermaye bagimliligimiz sürüyor.Yüksek faizle alinan borçlar yatirimda degil borç çevriminde ve sözde ekonomik istikrarda kullaniliyor. Istikrarli oldugu söylenen AKP döneminde istikrarli olan tek konu issizlik,borçlarin büyümesi ve yolsuzluklarin parsel parsel toprak satisina kadar dayanmasi oldu.Türkiye'nin büyümeye mecbur oldugu bir gerçek ama yatirimlari üretime yönelik olarak Çin veya Macaristan modeliyle çektigimizi kim iddia edebilir? Geçtigimiz sene yatirima gelen 20 milyar dolar hazir olan tesislerin alimi için kullanildi.
Bugün gayri resmi rakamlara göre Türkiye'de 5 milyon kisinin issiz ve her yil 700 bin genci istihdam etme zorunlulugu var. Senelik nüfus artisi bir milyon kisiye yaklasti ve nüfusun yarisi genç sayiliyor.Buna ragmen dev bir sosyal güvenlik açigi ve egitilmis eleman kalitesizligi,yetersizligi var.AKP iktidarinda tarimda 2,5 milyon insanimiz isini kaybetti ve 900 bin kisi köyden kente göç etti. Türkiye'nin bundan sonraki dönemde iyi senaryoya göre her yil yüzde 7.5 büyümesi halinde bile 2019 yilinda AB ülkelerinin fert basina düsen gelirinin yarisi yakalanabilecek.Olumlu senaryo böyleyken olumsuzu hesaplamak istemiyorum.Türkiye’nin uluslararasi alanda dev bir siçramaya ihtiyaci var.Aksi takdirde birakin gelismis ülkeleri rekabet ettigimiz ülkelerden bile geri kalacagiz.
Makro istikrar olmadigi takdirde ülkemizin büyüyemeyecegi açik ancak AKP döneminde yasanan büyüme sanal ve hormonlu büyüme oldu. Faiz oranlari ve enflasyon asagiya inerken sanayi üretiminin de arttigi dogru olmasina karsin sadece büyük firmalarin karliliginin arttigina ve küçük-orta büyük isletmelerin özkaynak karliliginin hizla azaldigina sahit olduk.
Ihracatimiz ithalata bagli olarak artmasina ragmen kar marjlari düstü.Türkiye bir montaj ekonomisi haline geldi. Sn. Basbakanin bu sartlarin olusmasina katkisi son derece yüksek oldu. Türkiye, sirket hesabiyla her sene 35 milyar dolar ticari zarar yazar ve cari açigini borçla finanse ederken uluslararasi oyunda zaaflarla dolu bir görüntü ortaya koyuyor. Mert TOKER |
Tarih
: 15.01.2007 |
|
Tüm
Makaleler |
|
|
|
|
 |
|
|