Yeni Sayfa 1


   LÜBNAN TEZKERESI

  

  
Savasi göze alabilecegimiz yüksek ülke menfaatlerinin oldugu yer bugün itibariyle Kuzey Irak’tir.1 Mart 2003 tezkeresinin TBMM’den geçmesini desteklemis ve görüslerimi yazili, görsel basin yoluyla duyurmustum.

O günün sartlarinda bu tezkerenin geçmesi bize Kuzey Irak’ta inisyatif verecek ve terör vasitasiyla ülkemize yönelen ayrilikçiligin önünün kesilmesi yolunda avantaj elde edilecekti. Bizim aktif rol almamiz bugün komsumiz olan ABD’nin, Ortadogu’da müttefik olarak bir Kürt devleti arayisini azaltabilirdi.

Bugün Türkiye'nin Irak'in toprak bütünlügünü temel alan Irak politikasi karsisinda, ABD'nin Kuzey Irak'taki Kürt olusumunu destekleyen politikalari, karsilikli güven duygularini zedelemekte ve isbirligi yapilmasini engellemektedir. K.Irak’taki Kürt topluluklarinin ülkemizdeki terörün destekçisi olabilecegi ihtimali çok kuvvetlidir.

1 Mart 2003 tarihinde Türkiye'nin, Irak harekatina katilacak ABD kuvvetlerinin Güneydogu Anadolu'da üstlenmesine izin verilmesi hakkindaki tezkerenin TBMM tarafindan reddedilmesinden sonra, Kuzey Irak'taki Kürtler, ABD'nin, öncelikli müttefiki haline geldi.

ABD'nin Irak politikasinda agirlik kazanan Kürtler, ABD'nin talebi dogrultusunda, Irak'a asker göndermek konusunda TBMM' ce kabul edilen 2. tezkereye ragmen, Türkiye'nin Irak'a asker gönderme önerisi, gerek ABD makamlarinca ve gerekse geçici Irak yönetimince kabul edilmedi. Kuzey Irak'taki Kürt topluluklarinin, yeni Irak devletinde federal bir yapi içinde kimliklerini koruma yolunda çabalarini sürdürmeleri beklenmektedir.

K.Irak’ta gayri resmi ama otoristesini saglamlastiran bir Kürt hükümeti vardir. Kendi bayraklarini dalgalandirmanin hevesindeki bu K.Irak Kürt toplumunun gelisimini, ekonomide sürekli üstümüzde sallandirilan sicak para adli demokles kilici yüzünden elimiz kolumuz bagli seyrediyoruz. Günümüz hükümeti, ABD ile olan iliskilerde esit düzeyde pazarlik masasina oturamiyor.

Devletlerin resmi iliskileri kayitlidir. Arka kapilardan, özel görüsmelerle,vaatlerle sonuç almaya çalismak en hafif deyimiyle devlet gelenegine aykiridir.

AKP hükümeti, hassas ekonomik durumu ve yaklasan seçimleri de düsünerek , 1 Mart 2003 hatasini Lübnan tezkeresiyle telafi etmeye çalismistir. Ben Lübnan’a asker yollamaya karsiydim. Iran tarafindan desteklendigi bilinen bir gücü, Batilililarla beraber denetim almaya gitmek, ABD-Israil’in olasi bir Iran harekati öncesi bizi taraf yapmistir. Ileriki dönem için gerekli olan pazarlik gücümüz oldukça düsmüstür.

Israil operasyonu basladigi sirada Israil'e en yakin tehdit olarak algilanan Hizbullah, olasi ABD-Iran çatismasindan önce ortadan kaldirilmali ve Israil'in güvenligi pekistirilmeliydi. Bu gerçeklesmedi.

Lübnan tezkeresi ile gelisebilecek olaylarla Türkiye-Iran devletlerinin arasinin açilmasi Türkiye’nin menfaatine hizmet etmeyecektir.

Lübnan’a göreceli olarak kisa vadede tehlikesiz bir görevle,insani yardim niyeti ve müttefiklerimizle gittigimiz dogrudur. Ancak Batili güçler arasinda cografi konumumuzla sadece biz Ortadogu’da kaliciyiz ve tarafsizlik politikamizi bu tezkereyle biraktik.

Ortadogu’da faturali mücadeleler bittikten ve faturalar Türkiye’ye mümkün oldugunca az çiktiktan sonra, Türkiye’nin olusacak boslugu doldurmasi uzun vadede ülkemize güç katar. Ancak uzun vadede olusabilecek bu denklemde ABD kadar Rusya’da büyük güçler olarak siyasi yerlerini almalidir.
    Mert TOKER
Tarih : 22.08.2006
Tüm Makaleler
Untitled Document
 
 
Copyright © 2006 Mert TOKER Her Hakki Saklıdır.




Untitled Document
|
|
|
|
|
|
Linkler  
Kanuni Uyarı : MertToker.org sitesinde yer alan bilgi, haber ve yorumlar güvenilir olduğuna inanılan kaynaklardan derlenen veriler ve bunlara dayanan kişisel yorumlardır. Kamuoyunu aydınlatmak amacıyla yayınlanan bu bilgi ve yorumlar hiç bir şekilde tavsiye veya yatırım danışmanlığı niteliği taşımaz. Bu bilgi ve yorumlara istinaden yapılacak işlemler sonucunda doğabilecek zararlardan MertToker.org hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.