 |
|
Yalan rüzgari ne kadar sürer?
|
Türk ekonomisinin AKP iktidarindaki temel sorusu bu oldu. Sicak para ekonomisine ve cari açigi finanse etmeye yönelik politikalarin neticesi pembe tablo daha ne kadar sürer? Herkes sonsuza kadar sürmeyecegini biliyor.Yurtdisi parada kisa dönemde kurumayacagina göre en az seçimlere kadar AKP durumu idare eder gibi gözüküyor.
Bu hükümetin ekonomi politikalarinin dogru veya yanlis oldugunu anlayabilmek için, cari islemler dengesi açiginin veya fazlasinin nasil meydana geldigini ve açigin nasil kapatildigini incelemek lazim. Yillar itibariyle, cari islemler dengesine bakildiginda, 1992 yilindan beri sadece, 1994 ve 2001 yillarinda fazla verilmis. Kriz önceleri, açigin ciddi biçimde arttigi, devalüasyolardan sonra azaldigi görülüyor. Örnegin, 1992 yilinda 1 milyar dolar olan açik, 1993 yilinda 6.5 milyar dolara yükseldikten sonra, 1994 yili, 5 Nisan kararlari ardindan 2.6 milyar dolar fazlayla kapaniyor. Yine, 2001 krizinden önce açigin 1.3 milyar dolardan 9.8 milyar dolara kadar yükseldigini, devalüasyondan sonra 3.4 milyar dolar fazla verildigini görüyoruz.
Bu veriler bize sunlari gösteriyor:
a) Cari açik, liranin degeriyle dogrudan iliskili.
b) Döviz krizinden önceki yil, 7 misline varan ani artislarla karsilasiliyor.
c) Devalüasyonlari takiben, açik kapanip önceki yil açiginin üçte biri fazla veriliyor.
d) Açik arttikça, ekonomik veriler düzeliyor.
AKP iktidarinin görevi devraldigi 2002'den beri cari açik veriliyor. Açiklar, 2002'de 1.5 milyar dolar, 2003'te 8 milyar dolar, 2004'te 15.6 milyar dolar, 2005'te 22.7 milyar dolar ve 2006'da da 31.5 milyar dolar olmus. Bu verilere bakildiginda, cari açigin 2004'te krize neden olacak biçimde yükselmesi sonucu, 2005'te bir devalüasyon yapilmasi gerektigi anlasiliyor. Ama olmadi; hatta, açik artmaya devam etti. Neden?
AKP iktidari döneminde, toplam cari açik 79.3 milyar dolar oldu. Seçime kadar geçecek süre de hesaba katilirsa, açigin 105 milyar dolar civarina yükselecegini söyleyebiliriz. Ekonomimizin büyüklügü göz önüne alinirsa, bu açik hem bizim ekonomimizin hem de dünya ekonomisinin "en büyük açigi" hüviyetinde. Yani, dünya rekoru. Peki neden kriz olmuyor? Bu açik nasil kapatiliyor? Önce, su 3 prensibi hatirlayalim:
a) Açik, kapatilabildikçe kriz olmaz.
b) Açik arttikça, geçici olarak ekonomi düzelir.
c) Önemli olan, açigin nasil kapatildigidir.
Tehlikeli bir saadet zinciri
Cari islemler dengesi hesaplanirken, dis ticaret dengesi, yani ithalat ve ihracat, hizmetler dengesi, yani turizm ve hizmetler, gelir dengesi, yani yatirim ve faiz giderleriyle cari transferler, yani isçi gelirleri ve resmi transferler dahil ediliyor. Demek ki, cari açik bunlarin disindaki islemlerle kapatiliyor. Nelerle mi?
a) Özellestirme gelirleriyle. Bu hükümet döneminde özellestirmeler rekor düzeyde oldu. 4 yilda 17.8 milyar dolara ulasti.
b) Ihtiyacin üzerinde dis veya iç borç alinarak. 4 yilda, iç borçlar 91.7 milyar dolardan 178.6 milyar dolara ve dis borçlar da 130 milyar dolardan 206.4 milyar dolara yükselmis. Ama, ihtiyacin üzerinde bir borç alinmadigini varsayabiliriz.
c) Dogrudan yabanci yatirimlarla. Bu hükümet döneminde, bu yatirimlar da rekor kirarak 4 yilda 31.2 milyar dolara yaklasti.
d) Sicak parayla. Yaklasik 40 milyar dolar borsada, 30 milyar dolar Hazine bonosunda yabanci yatirimci oldugu hesaplaniyor.
Iste, açik böyle kapatiliyor. Üstelik, kapatildiktan sonra, bankalarin borçlari karsiliginda asagi yukari yeterli dövizi oldugu varsayilarak Merkez Bankasi döviz rezervleri kadar da fazla veriliyor. Rezervler 4 yilda 26.6 milyar dolardan 67.5 milyar dolara çikmis durumda.
Hesap açik: 17.8+31.2+70=119 milyar dolar. -40 rezerv artisi sonrasi yaklasik 80 milyar dolar.
Sonuçta, AKP hükümetinin iyi bir ekonomi politikasindan çok, tehlikeli bir "saadet zinciri" yarattigi anlasiliyor.
1) Her halükârda dis açik büyüyor. Öylesine ki AKP iktidara geldiginden bu yana dis açik (petrol fiyati etkisi hariç) milli gelir içinde yüzde 50 oraninda büyümüs.
2) Petrol fiyatlarini da göz ardi edemeyiz. 1974'te dis açigimiz inanilmaz boyutlara vardiginda kimse bunu önemsemeyin, bunun nedeni petrol fiyatlari demiyordu. Nitekim ülke ekonomik krize sürükleniverdi. Üstelik (tipki 1974'te oldugu gibi) kimi gelismis ülkeler dis dengeleri sarsilmadan bu fiyat artisini karsilayabildiler.
3) Mal dengesine bakildiginda ise durum daha da kötü. Mesela cari açiktan hizmetler kalemi düsüldügünde son dört yilda kötüye gidisin boyutu daha net görünüyor. 2006 yilinda hizmetler dengesi dört yil öncesine göre yüzde 70 artarak dis açigin daha da büyümesini engellemistir. Yani hizmetlerde (turizm, isçi dövizleri ve diger gelirler) bu artis olmasaydi, cari açigin milli gelire orani yüzde 5.3'ü geçecekti.
Cari açigin finansmani tarafina bakarak sorunu küçümsemek de çok yanlis. Çünkü sorun bu açigin finanse edilip edilmeyecegi degil, bizzat kendisi. Çünkü bu açik ekonominin giderek uluslararasi mal piyasasinda rekabet sorunu yasadigini gösteriyor. Asil endise veren husus ise, bu sorunla ilgili bir çözüm arayisinin bulunmamasi. Kimileri bunun sadece kurla çözülebilecegini savunurken, kimi Ankara'ya yakin çevreler de topu mikro ve uzun vadeli çözümlere atiyor. Oysa mutlaka bu konuda makro degiskenlerle oynamak sart. Hem de hemen. Mert TOKER |
Tarih
: 10.04.2007 |
|
Tüm
Makaleler |
|
|
|
|
 |
|
|