Yeni Sayfa 1


   Bilinmeyene dogru

  

  
Savaslari baslatmak kolay bitirmesi zordur.Türkiye Kuzey Irak'ta maceraya degil,kesin netice almaya odaklanmalidir.Kesin neticede ya isi bitirmek ya da bu ise hiç girismemektir. Sinir ötesi operasyonlarini ne ilk ne de son kez yapacagiz. Ancak bu kez sanki Türkiye daha kapsamli bir oyunun içine çekiliyor.AKP iktidarinin aniden Kuzey Irak'a yönelik tezkere çikarma arayisini degisen ABD politikasina bagliyorum.Ne kadar basinda ABD aleyhtari bir hava varsa da bence ABD Türkiye'ye yesil isik yakti. Zamanlama olarak bakildiginda geçen Ermeni tasarisi Türkiye'ye karsi ek bir pazarlik karti olarak kullanilacak gibi gözüküyor. Daha önce bu tasariya ihtiyaç duymayan ABD yönetimi neden elini güçlendirmek istedi? Türkiye'den istenecek olan bedelleri ödetmek için artik sadece ekonomik santaj yetmiyor mu? Basbakan'in dedigi gibi olasi operasyon sehitlerimiz içinse neden bu kadar beklendi? Çok daha önce bu girisim gerçeklesmeliydi.

Toplumda kabaran duygular siyaset üzerinde sonu bela ile bitebilecek adimlarin atilmasi baskisi olusturuyor. Cuma günkü söylemine bakildiginda Basbakan Erdogan da bu dalgayi nasil yönetebilecegini pek bilemiyor, ayari kaçirabiliyor.ABD yönetimi ile Irak veya Iran gibi konular hakkinda ne konustugu bilinmeyen basbakan aniden yön degistirmek durumunda kaliyor.

Siyasetçiler siyaset bilimcisi olmak zorunda degiller. Siyaset bilimcilerinden de iyi siyasetçi pek çikmaz. Zira siyasetçilik bir bilim isi degildir. Arada siyaset bilimcinin kafasini kasiyarak "böyle bir is nasil yapilir böyle bir söz nasil söylenir" dedigi pek çok durumda siyasetçi kendisi açisindan akilli bir adim atmistir. Tabii siyasetçi açisindan iyi olan ille de siyaset açisindan ya da hizmet ettigi toplum ya da ülkenin çikarlari açisindan iyi sayilamaz. Siyaset biliminin araçlari asil siyaseti anlamak, siyasetçinin yaptiklarina anlam yüklemek açisindan gereklidir. Siyasetçi elbette kendi mesleginin inceliklerini siyaset bilimciden daha iyi anlar. Ancak bazen kendi eylemlerinin ve onlarin içinde yer aldigi baglamin bütüncül anlamini kestiremeyebilir. Güçler dengesi analizini veya kar/zarar hesabini yanlis yapabilir. Biraz da bu nedenle çagdas siyasetçilerin kendilerine bazi konularda, üstelik de çekinmeden söz söyleyebilecek, yakin sosyal bilimci danismanlari vardir. Bunlar günlük hirgür içinde siyasi yoldaslar tarafindan da görülemeyecek konulari gündeme getirerek siyasete bir ufuk çizme görevi üstlenebilirler.

Erdogan'in eksileri

Basbakan Erdogan'in belki de kendi neslinin en iyi siyasetçisi olduguna kusku yok. En azindan siyasetçinin birinci amaci olan iktidari ele geçirmek açisindan bu böyle. Gerçi sasilacak sekilde, zaferle çiktigi erken seçimlerin yapildigi günden beri elindeki iktidarla ne yapacagini bilmezmis gibi hareket ediyor. Ülkenin önüne bir gündem, bir vizyon ve bir yol haritasi koyamiyor. Ya boslukta duruyor ya da baskalarinin tanimladigi gündemlerin pesinde gidiyor. O zaman da kendi oyununu kuramiyor.

Bunun son örnegini Kuzey Irak'a operasyon tartismalari sirasinda yasiyoruz. Piriltisiz hükümetinin yarattigi boslukta Türkiye yeniden güvenlik gündemine mahkûm oluyor, siyaset alani daraliyor.

Basbakan'in kavramlarla iliskisi ise daha sorunlu. Siyaset bilimi kavramlarini kulandigi zaman insanin aklina giderek artan siklikla demokratik ilkelerden ne anladigi, bunlara ne ölçüde bagli oldugu gibi sorular geliyor. Son örnek referandum konusunda söyledikleri idi. Basbakan referandumlara alismamiz gerektigini vurgularken herhalde bu yöntemin sik kullanilmasinin demokrasi açisindan ne denli tehlikeli oldugunu pek düsünmemisti.

Referandum gereksiz

Gelecek Pazar, eger Meclis iptal etmezse, Türkiye inat olsun diye gereksiz bir referandum yapacak. Bu referandumun yapilmamasi gerekir. Yapilacaksa da hayir sonucu alinmasi memleket açisindan hayirlidir. Bu saglanamiyorsa katilimin düsük kalmasi isabetli olur. Bu isler bu kadar hafife alinarak yapilmaz. Tüm sistemi yeniden kurgulamadan yapilan degisikliklerle Türkiye'nin siyasetinde demokratik istikrar ortami olusturulamaz. Hele yeni anayasa da yapilacaksa.

Çagdas demokrasi anlayisi, "Kim daha fazla oy alirsa istedigini yapar" türü matematiksel hesaplara dayanmaz. Hele hele bu oy hesabi referandumlar kanaliyla yürütülüyorsa daha da sorunludur...Çagdas demokrasiler halkin ve kurumlarin temel ilkeler üzerinde uzlasamadigi durumlarda çogunluk oylarina güvenerek dayatma yoluna gitmek yerine uzlasi yollarini açabilecek liderlik önderligine dayanir." Türkiye'ye gereken referandum kültürü degil demokrasi kültürüdür.
    Mert TOKER
Tarih : 15.10.2007
Tüm Makaleler
Untitled Document
 
 
Copyright © 2006 Mert TOKER Her Hakki Saklıdır.




Untitled Document
|
|
|
|
|
|
Linkler  
Kanuni Uyarı : MertToker.org sitesinde yer alan bilgi, haber ve yorumlar güvenilir olduğuna inanılan kaynaklardan derlenen veriler ve bunlara dayanan kişisel yorumlardır. Kamuoyunu aydınlatmak amacıyla yayınlanan bu bilgi ve yorumlar hiç bir şekilde tavsiye veya yatırım danışmanlığı niteliği taşımaz. Bu bilgi ve yorumlara istinaden yapılacak işlemler sonucunda doğabilecek zararlardan MertToker.org hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.