 |
|
Büyük Resmi Görebilmek
|
Yakin cografyamiza baktigimizda ABD'nin nükleer güç Pakistan'da muhalefetin simgesi durumundaki Butto'culari Müserref'e karsi kullandigini ,es zamanli olarak Iran'i çesitli yaptirimlarla nükleer sevdasindan vazgeçirmeye ve Irak'ta da Kürt devleti projesini islettigini görüyoruz.1992 harekatinda Talabani ve Barzani'nin pesmergelerininde katildigi operasyonla PKK'ya karsi mücadele eden ordumuza artik ayni Barzani ve Talabani girerseniz toprak bütünlügümüzü koruruz kurusikisini atabiliyor.Kisa zamanda bölgenin ve güç odaklarinin hizla degistigini kabul etmek gerekiyor.Bu nedenin altinda olan güçte ABD'de..
Günümüzün iktidari basin ve halkin önünde ABD'ye tavirli gözükse de uygulamada kayitsiz sartsiz demeye yakin biçimde uysal bir politika izliyor.Uysalligin ve teslimiyetçiligin Türkiye'yi firtinadan çikaracagini saniyorlarsa büyük bir aldanis içindeler.ABD ile iste yapsaniz,politika da yapsaniz anladiklari en iyi lisan eski usul alisik olduklari hardball oynamaktir.Acaba büyük resim farkli mi? ABD sekillenen Kürt devletini Iran konusunda Türkiye ile pazarlik mi yapacak? Bunun için mi Kürt devletini olusturuyor?
ABD'nin sinirötesine karsi oldugu, istihbarat saglamadigi,ekonomik santaji sürdürdügü herkesin malumu...
AKP'lilerin Iran'in nükleer programinin gerçek amacindan söz açildiginda hemen oynamaya basladigi bir rol zaten var: Üç maymun! "Görmedim, duymadim, söylemem..."
Üç maymunu oynayarak, Türkiye'nin bu denklemde aslinda Iran'a "dur, yapma" diyenlerle ayni tarafta yer almaya mecbur oldugu gerçegini öyle bir unutturuyor ki AKP'liler, Türkiye'nin Iran krizinde arabulucu olabilecegini düsündürtüyor, oysa ki Türkiye bu krizde taraftir,olmakta zorundadir.Çünkü Türkiye, Iran'in, nükleerlestiginde elde edecegi hegemonik gücün potansiyel tehdidi altindadir.Ancak bu durum ABD'nin masasi olma riskine degmeyecek kadar da hassasiyetle yönetilmesi gereken bir durumdur.
Eski Genelkurmay Baskani emekli Orgeneral Hilmi Özkök, 26 Agustos'ta yaptigi veda konusmasinda, Iran'in adini zikretmeden, nükleer programinin Türkiye için yarattigi tehdide söyle dikkat çekmisti:
" Bu sorun, uluslararasi camianin yogun diplomatik çabalarina ragmen çözülemezse, ülke olarak yakin gelecekte önemli karar noktalariyla karsilasmamizin kuvvetle muhtemel oldugunu düsünüyorum. Aksi takdirde bölgedeki stratejik üstünlügümüzü kaybetmek durumuyla karsilasiriz."
Bu ifadeler, devletin asker kanadinin sorunu nasil kavradigini yansitiyor. Bizce askerler, Iran'in nükleer programinin isin sonunda Türkiye'yi ya nükleer Iran'in hegemonyasi karsisinda caydiriciligini yitirmis marjinal bir ülke haline getirecegini, ya da halkinin refahindan kismak pahasina Iran'la ayni yola sokup, istikrar bozucu bir güce dönüstürecegini net olarak görüyorlar.AKP'liler ise bu gerçegi görmemeyi tercih ediyorlar. Üç maymunu çok güzel oynuyorlar diye "komsularla sifir sorun" politikasini basarili mi bulmak zorundayiz?
Türkiye zor açmazlarda bulunuyor.Sokaktaki çocugunda bildigi gibi kalici olarak sinirlarmizi savunmak için Kuzey Irak sinirini kontrol edilebilir bir alana yaymak durumundayiz.10km ve 30 km kadar içeri girmek gerekiyor.ABD bu operasyona su an için karsi ...Isin ilginç yönü Iran'da karsi..ABD çiktiktan sonra bölgeyi etki alanina almak isteyen bir Iran var.ABD'nin karsi olmasinin önde gelen nedenlerinden biri Irak'in kontrolünde pesmergelerden yardim almasi ancak ABD Irak'tan çikinca ayni pesmergeleri pazarlik masasina koyabilir.Dolayisiyla yaklasan kis sartlariyla da( istihbarat saglam gelse kis sartlarina aldirmadan da operasyon olabilir) oyalama süreci devam edecek gibi gözüküyor.ABD Irak'tan çekilmeye basladiginda dagitilmak istenen rolleri daha iyi görebilecegiz.
Bugün için Türkiye'nin sayginligi ve caydiriciligi tehdit altinda...Türkiye'nin iki seçenegi var. Ya Kuzey Irak'ta kesin sonuç alacak ya da daha önce kamuoyuna açikladigi gibi askeri seçenegin geregini yapacak. Ama hiçbir sekilde sonuç alamaz ve bir sey yapmazsa Türkiye'nin bütün caydiriciligi yok olur.
TBMM hükümete sinir ötesi harekât yetkisi verdi. Basbakan Erdogan, çok üst düzeyden ve kesin bir dille kamuoyu karsisinda ve dis dünyada angajmana girdi. Basbakan, Türkiye'nin sinir ötesi harekât yapacagi konusunda kararli oldugunu defalarca söyledi. ABD'nin tutumu ne olursa olsun bu yetkiyi kullanacaklarini vurguladi.
Ayrica, Genelkurmay Baskani Orgeneral Yasar Büyükanit da TSK'nin hazir oldugunu birkaç kez beyan etti. Son olarak Kara Kuvvetleri Komutani Orgeneral Ilker Basbug da sinir ötesi operasyon konusunda uygulama sürecine girildigini söyledi. Türkiye en üst düzeyden bu kararini açiklamis oldu. Eger bundan sonraki süreçte Türkiye hiçbir sey yapmaz ve oyalama politikasina alet olursa dünya kamuoyunda hiçbir itibari ve caydiriciligi kalmaz.Bu bakimdan Türkiye büyük devlet olusuna yarasir sekilde davranmak zorundadir. Bunu yapamazsa Türkiye'yi hirpalamak için firsat kollayanlarin cesareti ve cüreti artar. Türkiye bu duruma düsürülmemelidir.Bugün için Türkiye'nin karsisindaki esas tehdit sayginlik kaybi olasiligidir.
Etnik tahrik ve taleplerle ilerletmeye çalisan siyasi bölücülük gündemi ile silahli terör saldirilarinin ortak hedefi bütün açikligiyla ortadadir.
Amaç, Türk milletine ve devletine vücut veren bütün ortak degerleri yikmak ve Türkiye’yi parçalayarak çok milletli, çok kimlikli ve çok dilli, cografi temeli olan parçali bir ortaklik devleti yapilanmasini Türkiye’ye zorla kabul ettirmektir.Bu ihanet ve husumet cephesinin içinde, Imrali canisi, PKK ve terörün Parlamento sözcüsü DTP’nin yani sira, kuzey Irak modelini Türkiye’de uygulamak için misyonerlik yapan Barzani ve pesmergeleriyle, bu modele özenen içimizdeki etnik bölücüler bulunmaktadir.
Iki cepheden saldiriya maruz kalan Türkiye, hem silahli terörle hem de etnik bölücülükle mücadelede tarihi bir yol ayriminin esigindedir.
Karar ve kader ani gelmistir:
Ya bu ihanet cephesi Türkiye’nin ortak degerlerini savunma azim ve iradesini kirarak ülkeyi kanli bir bölünme ve iç çatisma sürecine sokacak, ya da Türkiye Cumhuriyeti devleti tüm imkânlariyla bu saldirilara gereken cevabi vererek bu ihanetin belini kiracaktir.Bir varlik ve beka sorunuyla karsi karsiya bulunan Türkiye’nin geldigi bu yol ayriminda, herkes yerini, yönünü ve safini artik açik bir sekilde belirlemek zorundadir. Mert TOKER |
Tarih
: 19.11.2007 |
|
Tüm
Makaleler |
|
|
|
|
 |
|
|