Yeni Sayfa 1


   Bir Merkez Bankasi Komedisi

  

  
MERKEZ Bankasi kisa vadeli faizleri indiriyor, ama tüketicilerin mal ve hizmetlere olan talebinin artmamasini istiyor. Öyleyse, kisa vadeli faizleri neden indiriyor?

Ders kitaplari merkez bankalarinin reel ekonomiyi etkileme gücünün faizlerden kaynaklandigini söyler. Para arzi artirilarak faizlerin düsmesine zemin hazirlanir. Daha düsük faiz düzeyinde tüketiciler daha fazla tüketim, yatirimcilar daha fazla yatirim yaparlar. Sonuçta, ekonomide toplam talep artar. Üretim düzeyi yükselir. Bu sekilde, merkez bankalari ekonomik büyümeye katki yapmis olurlar.

Merkez Bankasi, Türkiye’de komik durumlara düsürülüyor. Kredi kartlari yoluyla yapilan borçlanmalarda bankalarin isteyecekleri azami faiz yasanin emriyle Merkez Bankasi tarafindan belirleniyor. Halbuki, Merkez Bankasi’nin bu konuyla hiçbir alakasi yok.

Merkez Bankasi’ni bu yolla hane halklarinin muhatabi durumuna düsürmek aslinda para politikasinin itibarina da darbe vurmaktadir. Ciddi bir komiklik yasanmaktadir.

Merkez Bankasi kredi karti borçlarina uygulanabilecek azami faizi belli bir formüle göre belirleme yolunu seçti. Bu formül, bazen Merkez Bankasi’nin ekonomi yönlendirme istegine paralel bir sonuç verebilir, bazen de tam tersi.

Geçenlerde, Merkez Bankasi kredi kartlari borçlarina uygulanabilecek azami faizi düsürdü. Ardindan da bir açiklama yaparak düsen faizlere bakarak tüketicilerin harcamalarini artirmamalarini tavsiye etti. Eger Merkez Bankasi tüketicilerin kredi kartlari yoluyla tüketimlerini artirmalarini istemiyorsa, faiz neden düsürüldü? Belli ki, formül faizlerin düsürülmesini emretti. Düsündürücü ve komik degil mi?

Birinci yanlis, kredi kartlari yoluyla yapilan borçlanmalarin faizlerinin serbest olmaktan çikarip Merkez Bankasi’ni bu faizleri tespit etmeye memur etmektir. Ikinci yanlis, uyguladigi formül ne sonuç verirse versin, Merkez Bankasi’nin kredi kartlari faizlerini belirledikten sonra tüketicilere tavsiyelerde bulunmasidir. Kendini konudan soyutlamaya çalismak yerine, konunun muhatabi haline getirmesi Merkez Bankasi’nin itibarini zedeler.

Vergi konusuna geldigimizde katma deger ve özel tüketim vergisi gibi dolayli vergilerin sosyal adalete daha uygun vergiler oldugu iddia ediliyor. Bu da biraz komik kaçiyor. her seyden önce, vergi denilen kavramin sosyal adaletle hiçbir ilgisi yoktur. Ama, devletin harcamalari için gerekli oldugundan vergi sistemi düsük gelirleri daha az hirpalayan bir biçimde olusturulur.

Bu açidan, dolayli vergiler sosyal adalet açisindan en kötü vergilerdir. Gelir düzeyi arttikça artan oranlarda gelir vergisi alinmasi sosyal adalet açisindan daha uygundur. Düsük gelirliler gelirlerinin çok daha büyük bir bölümünü harcamak zorunda olduklarindan, aslinda, dolayli vergiler, gelir arttikça gelire oranla daha az verilen vergiler sinifina girmektedir.

Asgari ücret kazanan biri gelirinin ne kadarini tasarruf edip dolayli vergilerden kurtulacaktir? Buna karsilik, aylik geliri 10 bin YTL olan bir aile gelirinin kaçta kaçini tasarruf edip dolayli vergilerden kaçabilecektir?

Vergide adalet, ödenen vergi miktariyla degil, gelirin yüzdesiyle hesaplanir. Gelir düstükçe, dolayli vergilerin toplam gelirler içindeki payi artma egilimindedir. Dolayisiyla, sosyal adalet açisindan bakip simdiki vergi sistemini savunmak oldukça fazla yaraticilik istiyor.
    Mert TOKER
Tarih : 07.01.2008
Tüm Makaleler
Untitled Document
 
 
Copyright © 2006 Mert TOKER Her Hakki Saklıdır.




Untitled Document
|
|
|
|
|
|
Linkler  
Kanuni Uyarı : MertToker.org sitesinde yer alan bilgi, haber ve yorumlar güvenilir olduğuna inanılan kaynaklardan derlenen veriler ve bunlara dayanan kişisel yorumlardır. Kamuoyunu aydınlatmak amacıyla yayınlanan bu bilgi ve yorumlar hiç bir şekilde tavsiye veya yatırım danışmanlığı niteliği taşımaz. Bu bilgi ve yorumlara istinaden yapılacak işlemler sonucunda doğabilecek zararlardan MertToker.org hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.