Yeni Sayfa 1


   AKP'nin Sakladığı Türkiye Gerçekleri

  

  
Anadolu’da umutsuzluk artarken AKP ekonomi yönetimi belirsizliği gideremiyor.Ekonomide ‘mayıs sıkıntısı’ yaşanıyor.AKP'nin günü kurtarmak uğruna ertelediği sorunlar, hergün vatandaşın karşısına artarak çıkıyor.

Anadolu’daki iş yaşamını yakından izleyerek önemli bir boşluğu dolduran Dünya Gazetesi’nin, 47 ilde sanayi ve ticaret dünyasının önde gelen 302 ismiyle görüşerek gerçekleştirdiği Ekonomik Durum Anketi’nin sonuçları, gazetenin 7 Mayıs tarihli sayısında açıklandı. Kapatma davasına odaklanan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) için düşündürücü olması gereken sonuçlar özetle şöyle:

- “Sizce piyasada durgunluk var mı?” sorusuna “evet” diyenler % 81,13 - Piyasadaki durgunluğun temel nedeni “dünyadaki mali çalkantı” diyenler % 32,45 - Piyasadaki durgunluğun temel nedeni “kapatma davası” diyenler % 21,17 - “Yılbaşından bu yana satışlar azaldı” diyenler % 67,55 - “Çek ve senet vadeleri uzadı” diyenler % 71,19 - “Yılın ikinci yarısında işler daha da durgunlaşacak” diyenler % 48,01 - “Yılın ikinci yarısında işler açılır” diyenler % 13,91

Yanlış bir algılama ve zorlama basın ile AKP’ye güçlü destek verdiği fikri aşılanan Anadolu iş dünyasının temsilcileri, büyük bir çoğunlukla, piyasanın durgunluğun pençesine düşmüş bulunduğunu ifade ediyor ve yılın ikinci yarısı için de umutlu olmadıklarını belirtiyor.

Reel sektör ise tam bıçak sırtında. Ödemeler de, satışlar da durmuş. Habire çek döndürerek günü kurtarmaya çalışıyorlar. Bırakın küçük esnafı ve KOBİ’leri, büyükler de bütün yatırım planlarını zamana yaydıklarını ifade ediyorlar. İşsizlik rakamları 2001 krizinden sonraki en üst seviyede.”

Sıkıntıdaki firmaların önde gelen şikâyetinin “AKP'nin kötü yönetimi ” olduğu ortada.İlk yapılması gereken şeyin ise faizlerin düşürülmesi ve likidite sorununun çözülmesi olduğunu ileri sürülüyor. Bu, bir çıkış yolu arayan zordaki iş adamlarının da aklına gelen bir çözüm herhalde.

Bu tür izlenim ve gözlemlerin ötesinde, iş dünyasının ve hanehalkının ülke genelindeki davranış biçimini yansıtan rakamlara baktığımızda da hiç de iç açıcı olmayan bir tabloyla karşılaşıyoruz. Grafikte de görüldüğü gibi, gerek hanehalkının tüketiminde gerekse özel sektörün sabit sermaye yatırımlarında, giderek belirgin hale gelen bir yavaşlama var. Özellikle 2003 2005 döneminde ekonomimizin hızlı büyümesine önemli katkı yapan tüketim artışı ve yatırım patlaması yerini, yavaşlamaya bırakmış durumda.

Bütün bunlar, Türkiye ekonomisinin AKP iktidarında yaşamaya başladığı hızlı büyüme döneminin sonuna gelindiğini gösteren gelişmeler. Küresel ekonomideki ve mali piyasalarda yaşanması beklenen olumsuz gelişmeler ve ülkemizde siyasi istikrarı sağlamanın zorlaşması, önümüzdeki dönemin de zorluklarla dolu olduğunu gösteriyor.

Son günlerde hükümet kanadından ve ekonomi yönetiminden gelen açıklamalardan, hükümetin de durumun farkında olduğu ve bir şeyler yapmaya çalıştığı anlaşılıyor. Ancak yapılan açıklamalar ve verilen mesajlar, iş dünyasının yakındığı belirsizliği gidermiş gibi görünmüyor. Tam tersine bir yandan Sayın Nazım Ekren, Sayın Kemal Unakıtan ve Sayın Mehmet Şimşek tarafından yapılan açıklamalar, diğer taraftan TC Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın dile getirdiği görüşler kafaları daha da beter karıştırmış durumda. Bu arada IMF ile ilişkilerin nasıl sürdürüleceği de açıklık kazanmış değil.

Hükümetin, IMF ile de mutabık kalarak, maliye politikasını büyümeyi destekleyecek biçimde kullanma niyetinde olduğu görülüyor. Faiz dışı fazlanın aşağı çekilmesiyle elde edilecek olanağın hangi harcamalarda kullanılacağı önemli ama bunun da ötesinde, göreceli bir gevşemeye izin verecek bir maliye politikasıyla, enflasyon çıkmazındaki TC Merkez Bankası’nın izleyeceği para politikası arasında nasıl uyum sağlanacağı merak konusu. İş dünyası ve piyasalar, hükümetten sorumluluk anlayışı görmek ve daha net bir politika mesajı duymak istiyor.

Öte yandan ABD’den dünyaya yayılan finans sektörü krizinin Avrupa’yı nasıl etkileyeceğini ve reel sektörü sarsacak olan gelişmelerin bizi nasıl etkileyeceğini önümüzdeki dönemde göreceğiz. TL’nin yeniden değer kazanmasına olanak veren son haftalardaki gelişmelerin yarattığı fırtınadan önceki sessizlik havası da sürüyor.

Ekonomimizdeki sıkıntıyı hissetmek için fazla derine inmek gerekmiyor. Etkisi giderek daha çok hissedilen ekonomideki yavaşlamayla giderilemeyen belirsizliğin buluştuğu noktada ortaya çıkan bu sıkıntının nasıl aşılacağının çaresi ise ortada: Milli Sermaye,Milli Hareket.

AKP'ninn Ülkeyi Getirdiği Nokta:

Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) yaptığı araştırmaya göre, Türkiye 52 milyon 278 bin 252 kişi yoksulluk sınırının altında, 10 milyon 871 bin 672 kişi ise açlık sınırının altında yaşıyor. Buna göre, Türkiye'nin yüzde 74.1'i, yoksul, yüzde 15.4'ünün ise açlık sınırının altında gelir elde ediyor.

ATO'nun Açlık ve Yoksulluk Araştırması'na göre, hane halkı özel tüketim harcamaları cari fiyatlarla 2006 yılında yüzde 14.9 ve 2007 yılında da yüzde 13.2 olmak üzere iki yılda toplam yüzde 30 arttı. Türk-İş'in 2007 yılı için aylık olarak hesapladığı açlık ve yoksulluk sınırının ortalaması dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre, açlık sınırının yıllık ortalaması 664.6 YTL, yoksulluk sınırı 2 bin 91,5 YTL olarak gerçekleşti. Araştırmada, 2007 yılında Türkiye'deki ortalama hane geliri ise aylık bin 602 YTL olarak tahmin edildi.

Buna göre, gelirden en az pay alan birinci yüzde 5'lik dilimdeki ailelerin aylık ortalama geliri 251 YTL'de, ikinci yüzde 5'lik dilimdeki ailelerin geliri 450 YTL'de ve üçüncü dilimdekilerin ortalama geliri ise 571 YTL'de kaldı. Söz konusu ilk üç dilimin ortalama aylık geliri 664.6 YTL olan açlık sınırını geçemedi. Toplam 2 milyon 595 bin aile 2007 yılında açlık sınırının altında bir gelirle yaşamını sürdürmek zorunda kaldı. Bu ailelerdeki nüfus ise 10 milyon 872 bin kişi olarak tahmin edildi. Buna göre, Türkiye'deki ailelerin yüzde 15'i, nüfusun da yüzde 15.4'ü açlık sınırının altında gelire sahip olduğu görüldü.

Araştırmaya göre, gelir dağılımı sıralamasında dördüncü yüzde 5'lik dilimdeki ailelerin 2007 yılı ortalama aylık geliri 667 YTL ile açlık sınırının çok az üzerine yer aldı. Nüfusun yüzde 4.9'unun yaşadığı bu dilimdeki aileler açlık sınırının altına düşme riskini en fazla taşıyan grup olarak öne çıktı. Beşinci dilimdeki ailelerin ortalama geliri 755 YTL, altıncı dilimdekilerin geliri 840 YTL, yedinci dilimdekilerin geliri 931 YTL, sekizinci dilimdekilerin geliri bin 23 YTL, dokuzuncu dilimdekilerin geliri bin 116 YTL, onuncu dilimdekilerin geliri bin 211 YTL olduğu görüldü. Onbirinci dilimdekilerin geliri bin 315 YTL, onikinci dilimdekilerin geliri bin 430 YTL, onüçüncü dilimdekilerin ortalama geliri bin 555 YTL, ondördüncü dilimdekilerin geliri bin 715 YTL ve onbeşinci dilimdekilerin geliri ise bin 876 YTL düzeyinde tahmin edildi.

Buna göre gelir dağılımında 1-15'inci yüzde 5'lik dilimlerde yer alan 12 milyon 973 bin aile 2 bin 91,5 YTL olarak belirlenen 2007 yılı ortalama açlık sınırının altında ortalama aylık gelir elde etti. Yoksulluk sınırının altında gelir elde eden ailelerde ise nüfusun yüzde 74.1'ini meydana getiren 52 milyon 278 bin kişinin yaşadığı tahmin ediliyor.

Araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye'deki ailelerin sadece yüzde 20'sinin aylık ortalama hane geliri 2 bin 91,5 YTL olan yoksulluk sınırının üzerine çıktı. Gelir dağılımında 16'ncı sıradaki yüzde 5'lik dilimin 2007 yılı aylık ortalama hane geliri 2 bin 94 YTL olarak hesaplandı. Nüfusun yüzde 5.3'ünü barındıran bu dilimdeki aileler de tüketici fiyatlarındaki artışlara ve gelirlerindeki reel azalışa bağlı olarak yoksulluk sınırının altına inme riski taşıyor.

    Mert TOKER
Tarih : 5/11/2008
Tüm Makaleler
Untitled Document
 
 
Copyright © 2006 Mert TOKER Her Hakki Saklıdır.




Untitled Document
|
|
|
|
|
|
Linkler  
Kanuni Uyarı : MertToker.org sitesinde yer alan bilgi, haber ve yorumlar güvenilir olduğuna inanılan kaynaklardan derlenen veriler ve bunlara dayanan kişisel yorumlardır. Kamuoyunu aydınlatmak amacıyla yayınlanan bu bilgi ve yorumlar hiç bir şekilde tavsiye veya yatırım danışmanlığı niteliği taşımaz. Bu bilgi ve yorumlara istinaden yapılacak işlemler sonucunda doğabilecek zararlardan MertToker.org hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.